Ve yine bir 2 Temmuz acı dönümü…

 

Yıl dönümü diyemedim, acı dönümü bu…

Yaklaşık 1 yıl önce yazmıştım başka bir “2 Temmuz” yazısı, mart ayıymış, duymuşum ki; zaman aşımından dolayı dava kapanıyor, o bir katliam değil, insanlık suçu değil artık!

Çocuk sayılırdım o yaşta, hayatımda ilk kez böyle bir güne şahitlik etmiştim. Neden peki? Nasıl yaparlar bunu? Neden böyle öfkeliler? Kime kızmışlar? Soruları arasında anlamadan…
Sonraları, büyüdükçe, dinledikçe, bildikçe, içinde olup o çatışmalara sadece şahitlik etmek yerine katıldıkça, yürüdükçe, koştukça, ağladıkça, kızdıkça anlıyor insan öfke’nin ne olduğunu, anlıyor da anlam veremiyor. Anlıyor da, daha çok acıyor anladıkça.

Hani böyle kalmakla gitmek, vazgeçmekle mücadele etmek, sevmekle kızmak, küsmekle barışmak arasında kalışlar gibi anlamakla daha çok sormak arasında ki çözülemeyen düğüm gibi…

Sivas’ın hayatımda özetle şöyle bir yeri var aslında; İlk defa okul kırma, ilk defa arkadaşlar ile sinemaya gitme izninin çıkması, ilk erkek arkadaş, ilk defa sadece arkadaşlarla doğum günü partisi yapma hakkı, ilk Levi’s 501, Yonca Evcimik’den Metallica ve Guns N’ Roses’a geçiş, onları dinliyorum diye sürekli siyah t’shirt giyme zorunluluğu var sanma, ilk sarhoşluk, ilk dans ve benzerleri… Kısaca ortaokul’dan liseye geçiş, yani kendini arama ve buldum sanma süreci…
Ve birde Madımak oteli, 2 Temmuz Sivas Katliamı

Anlıyor insan büyüdükçe, yaşını aldıkça anlıyor da daha çok kızıyor… Bu yılda olmadı ama bir yıl, bir sefer, bir 2 Temmuz’da Sivas’ta olacağım, orada anacağım hala ateşi yanan o aydınları. Şimdi sadece yazarak “Ruhları Şad Olsun” diyorum…

1

Henüz Yorum Yapılmamış.

Yorumunu Duymak İsterim

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir